Karanlık Tehlike: Bağnazlık

Ramazan 2010 - 23. Gün

 

 

Şüphesiz, kendilerine gelmiş bulunan hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri konusunda mücadele edenlere gelince; onların göğüslerinde kendisine ulaşamayacakları bir büyüklük (isteğin)den başkası yoktur. Artık sen Allah'a sığın. Şüphesiz O hakkıyla işiten, hakkıyla görendir. (Mümin Suresi, 56)

 

 

"Kim ki Kuran'ı öne alırsa, Kuran onu cennete götürür. Kim de arkasına bırakırsa onu da cehenneme sürer." (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 227/9)

 

 


 

Boş ve yararsız şeylerden yüz çevirmek nasıl olur? Neler "boş ve yararsız"dır?



"Boş ve yararsız şeylerden yüz çevirmek", insanın sadece Allah'ın rızasını kazanacağı umulan davranışlarda bulunmasıyla mümkün olur. Mümin dünyada kendisine verilen süreyi çok iyi değerlendirmesi gerektiğini bilir. Çünkü bu dünyada yaptığı işler sonucunda ahirette sonsuza kadar konaklayacağı yer belirlenecektir. Bu yüzden her yaptığı işle ahirete yönelik bir hayır kazanmaya çalışır. Elbette her insan gibi konuşur, eğlenir, yemek yer, güler, düşünür, çalışır ama bunları yaparken aklında hep insanlara, dine menfaat sağlayacak hayırlı düşünceler vardır.


Bir müminin yaptığı her hareket bir amaç üzerinedir. Daima kendisine Allah'ın hoşnutluğunu en fazla kazandıracak işe yönelir. Bu konuyu şöyle örneklendirebiliriz: Araba motorlarının gücü ya da dekorasyon gibi konular hakkında sohbet etmek her insanın yapabileceği bir şeydir. Ancak bir mümin, yapması gereken daha aciliyetli işler varken, saatlerce bu konu üzerinde konuşmaz. Aynı şekilde bir mümin, yanında Allah'ın dinini anlatabileceği bir insan varken, onunla uzun süre bir spor karşılaşmasında hangi tarafın kazanacağı üzerinde de konuşmaz. Çünkü o anda öncelikli olan, o kişinin Allah'ın varlığını, büyüklüğünü, cennete layık olabilmek ve cehennemden sakınmak için neler yapması gerektiğini öğrenmesidir.

Kısacası mümin, dinin ve Müslümanların menfaatini ilgilendirmeyen konularda ne uzun süreli bir konuşmaya dalar, ne de bu konulara gereğinden fazla vakit ayırır. Dünyayla ilgili her konuda iyi bir ayrım yaparak, zamanını çok iyi değerlendirir. İçinde bulunduğu anda neyin "boş iş" neyin faydalı olduğunu ise vicdanını ve aklını kullanarak ayırt eder ve bu konuda taviz vermez. Kuran'da bir müminin "boş söz"le karşılaştığındaki tavrı şöyle haber verilir:



 

'Boş ve yararsız olan sözü' işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: "Bizim yapıp-ettiklerimiz bizim, sizin yapıp-ettikleriniz sizindir; size selam olsun, biz cahilleri benimsemeyiz" derler. (Kasas Suresi, 55)

 


Bir müminin yaptığı her işte en güzelini, yapabileceğinin en fazlasını aramasına ve güzel sözlü olmasına Kuran'da bir örnek, müminler arasında "sözün en güzeli"nin kullanılması emridir:
 

Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır. (İsra Suresi, 53)


Allah'ın bu emrini bilen kişi sözün en güzelini vicdanına başvurarak bulacaktır. Konuşmalarında "ne olursa olsun" deyip ilk aklına geleni söyleyip bırakmaz. Aksine, en güzel, en etkileyici konuşmaları yapar, karşısındaki kişileri incitmemeye, onların neşelerini kaçırmamaya özen gösterir. Allah'ın en hoşnut olacağı konuşmayı seçer, boş konuşmalardan kaçınır ve bunda vicdanını anahtar olarak kullanır.

(http://www.duaetmek.com/)

 


 

Hz. Mehdi (a.s.) zamanında bol yağmur yağacak, bolluk bereket olacak ve dünyaya barış hakim olacaktır

 

Emir’el-Müminin İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer Kaimimiz (Hz. Mehdi (a.s)) kıyam edecek olursa gök yağmurunu nazil buyurur (yağmurunu indirir), yeryüzü bitkilerini yeşertir. Kulların kalbinden kin ve düşmanlık silinir, yırtıcı ve evcil hayvanlar birbirlerinden korkmazlar.”

(Bihar’ul-Envar, c. 52, s. 316)


Kuraklığın ardından görülen yoğun yağmur yağışları Hz. Mehdi (a.s)'nin çıkış alametlerindendir.
 

Oysa onlar, bundan önce (yağmurun) üzerine inmesinden evvel umutlarını kesmişlerdi. (Rum Suresi, 49)


Ayette belirtildiği gibi, son yıllarda da yağmur yağmasından umutların kesildiği bir dönem yaşanmıştır. Bu süreç boyunca bilim adamları dünyanın dev bir sera haline geleceği ve yağmur miktarının giderek daha da düşeceği yönünde açıklamalarda bulunmuşlardır.

Küresel ısınma teorilerine göre, dünyanın genelinde başgösteren bu kuraklığın uzun yıllar devam etmesi, yağmurun giderek daha da azalması gerekiyordu. Ancak böyle olmamıştır. Bir süredir aralıksız yağmur yağmaktadır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) de Hz. Mehdi (a.s.)'nin çıkışı öncesinde ilk başta kuraklık olacağını, daha sonra ise çok bol yağmur yağacağını haber vermiştir.

 

Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhurunda çift kuyruklu bir kuyruklu yıldız çıkacak ve öyle parlak olacak ki, dolunay gibi parlayacak. Bu yıldızın çıkışından sonra öyle çok yağmur yağacak ki, büyük hasar olacak. Fakat halk bu yağmurları sevinçle karşılayacak. Çünkü bundan önceki 3 yılda hiç yağmur yağmamış olacak.

(Murtaza Lakha, R &K Tyrell Basımevi, Londra, 1993)

 

http://www.gaibolanmehdi.com/

 


 

Mahkumların maneviyatı güçlendirecek eserler okuması


Kaçkar TV, 12 Mart 2009

Muhabir:
... bir izleyicimiz hapishanelerdeki tutuklu insanların topluma tekrar kazanılması ve topluma üretim açısından katkıda bulunmalaı için en etkili yöntem nelerdir, neler tavsiye edersiniz demiş,

Adnan Oktar: TABİİ Kİ O İNSANLARA ŞEFKAT GÖSTERMEK LAZIM, YANİ ÇOK SAYGI GÖSTERMEK, ONLARI EĞİTMEK ÇOK ÖNEMLİ. ALLAH KORKUSU, ALLAH SEVGİSİYLE EĞİTMEK, KURAN ONLARIN KALPLERİNİ FERAHLANDIRIR, KALPLER, ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞINIRIM, ANCAK ALLAH’IN ZİKRİYLE FELAH BULUR DİYOR CENAB-I ALLAH. Mesela benim gönlümde o yatar, keşke bütün cezaevlerinde benim kitaplarım olsa, oralarda sohbet toplantıları olsa, o kardeşlerimizi biraraya getirsek, hep birlikte onlarla sohbet etsek...

Muhabir: Hapishanelerde var mı kitaplarınız Hocam?

Adnan Oktar: Var, evet, gönderiyoruz inşaAllah, ama çok daha fazla olsun, hatta ONLARIN KOĞUŞLARINDA DA AYRICA KEŞKE ÖYLE KİTAPLAR, AYRI KÜTÜPHANELER OLUŞSA... ÇOK İYİ OLUR, DIŞARIYA ÇIKTIKLARINDA DİNDAR, GÜZEL HUYLU, SEVECEN, SEVGİ DOLU, ŞEFKAT DOLU İNSANLAR OLARAK TOPLUMA DÖNERLERSE ÇOK ÇOK GÜZEL OLUR TABİİ... İnşaAllah öyle olur...

 

www.yusufmedresesi.net


Yenişafak, 31 Ocak 2010

Cezaevinde yatan mahkumlar Diyanet’ten Allah’ın affedici sıfatını anlatan kitaplar istedi.
 


 

Reuters Röportajı Belçika Basınına da Konu Oldu

27.06.2008 - Belçika/De Morgen


Belçika'nın Flemenkçe olarak yayınlanan ve 55 bin tirajı olan tanınmış günlük gazetelerinden De Morgen, 27 Haziran 2008 tarihinde “Gazetecilerin Gerçeği Bulması Niçin Zorlaşıyor” başlıklı haberinde evrim teorisine ve bu teoriyi çürüten Sayın Adnan Oktar’ın Yaratılış Atlası adlı eserine bir kez daha değindi. Haberde gazetenin daha önce "Evrim Teorisine Karşı En Büyük Komplo" başlığıyla iki tam sayfa özel yer ayırdığı ve Reuters haber ajansının Sayın Adnan Oktar ile yaptığı röportaj vurgulandı. Ayrıca haberde Sayın Adnan Oktar’ın evrim karşıtı, dindar bir kişi olduğu ve Yaratılış Atlası isimli eserinde, canlıların eski halleriyle günümüzdeki halleri arasında hiçbir değişiklik olmadığını göstererek, canlıların evrim geçirmemiş olduğunu anlattığı belirtildi.
 


(http://www.Allahvar.com)
 


 

Darwin’i yıkan kafatasları
 


 

http://www.harunyahya.org/evrim/darwini_yikan_kafataslari/kafataslari.html


Darwin'in insanlarla maymunların ortak bir atadan geldikleri tezi, ortaya ilk atıldığı dönemde de sonraki dönemlerde de bilimsel bulgularla desteklenemedi. O zamandan bu yana, yaklaşık 150 yıldır, insanın evrimi masalını desteklemek için gösterilen bütün gayretler boş çıktı. Elde edilen fosiller, maymunların hep maymun, insanların da hep insan olarak var olduklarını, maymunların insanlara dönüşmediklerini ve maymunla insanın ortak bir ataya sahip olmadıklarını ispatladı.

Gerek maymunların, gerek diğer canlıların, gerekse geçmişte yaşamış farklı ırklara ait insanların kafatasları üzerinde yapılan incelemeler, bu canlıların sahip oldukları tüm özelliklerle var olduklarını ve tarih boyunca hiç değişikliğe uğramadıklarını göstermiştir. Bunun anlamı, canlıların evrim geçirmedikleri, hepsini Yüce Allah'ın yarattığıdır.

Elinizdeki kitapta bu gerçeğin delilleri olan kafatası fosil örneklerini görecek, Darwinizm'in çöküşüne tanıklık edeceksiniz.

 


 

Türk-İslam Birliği Yolunda Ne Gelişmeler Ne Oldu?

Balkanlar'da barışı birlikte kuracağız

Türkiye, 21 Şubat 2010

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Ankara’da Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Jeremiç ile çalışma kahvaltısında biraraya geldi. Türkiye-Sırbistan siyasi ilişkilerinin ekonomik ve kültürel ilişkilerle destekleneceğini ifade eden Jeremiç Batı Balkanlar’da Sırbistan’ın en büyük ortağının Türkiye olacağını sözlerine ekledi.
 



Sayın Adnan Oktar ne demişti?

Başkent TV, 13 Ocak 2009

Adnan Oktar:
Türk İslam Birliği bir kere barışı, sevgiyi, kardeşliği, muhabbeti, yardımseverliği, cesareti ve fedakarlığı savunuyor. Türk milleti çilekeş bir millettir ve hizmete taliptir. Üç kıtaya nizam vermiş ve bir tecrübesi var. Bir devlet tecrübesi var, imparatorluk tecrübesi var. Biz bu tecrübeyi yeniden ortaya çıkararak, Türk İslam Birliği’nin lideri olarak bütün bölgeyi yönetmeyi istiyoruz ve bunu herkes istiyor. Suriyeliler istiyor, Iraklılar istiyor, Mısır istiyor, İran istiyor, hatta Ermenistan istiyor, Azerbaycan istiyor, Türkistan istiyor, Doğu Türkistan istiyor, herkes istiyor. Yani Türk’ün adaletine, Türk’ün akılcılığına, fedakârlığına herkes güveniyor ve Türk askerleri bütün dünyada seviliyor.

 



Türk-İslam Birliği Yolunda Ne Gelişmeler Ne Oldu?

Balkanlar'da tarihi bir adım daha geliyor

Habertürk, 10 Şubat 2010

Türkiye’nin girişimiyle Bosna-Hersek’in Sırbistan’da büyükelçilik açma kararından sonra Sırbistan Srebrenica soykırımını kınayacak

 



Sayın Adnan Oktar ne demişti?

Cem TV, 20 Temmuz 2008

Adnan Oktar: Türkiye’nin de süper bir devlet olacağını düşünüyorum, çünkü Ortadoğu ve Balkanların en güçlü devleti aslında Türkiye.
Ve herkes tarafından sevilen bir ülke.  İslam’ı güzel yorumlayan bir ülke, yani aşırılıktan kaçınan, herkesi kucaklayan  ruha sahip bir ülke. O yönüyle zannediyorum Türk-İslam aleminin de lideri olacak, manevi bir liderlik bu. Tabii bu liderlik bir tahakküm liderliği değil. Sevgiyi, barışı sağlayan bir liderlik olacak. O yönde ilerliyoruz gibi görünüyor.

 



Adana CRT TV, 30 Eylül 2008

Adnan Oktar:
Türkiye çok hayırlı, güzel bir yolda, gittikçe temizleniyor, duruluyor, dinçleşiyor, sağlık kazanıyor, urlarından arındı, kanserli hücreleri alındı, nekahat devresini atlattı, şimdi dinç bir delikanlı Türkiye, yiğit bir delikanlı. Bütün Ortadoğu, BALKANLAR’IN, bütün İslam Alemi’nin, Türklük Alemi’nin LİDERİ OLACAK İNŞAALLAH. Türk İslam Alemi birleşecek, büyük bir Türk-İslam Birliği oluşacak, Türkiye başına geçecek, ağabeylik yapacak, dünyada üçüncü güç olacak, Amerika ve Rusya’nın dışında bir denge unsuru olacak ve dünyaya bir sulh ve selamet çağı getirecek inşaAllah.

 


 

Kürkleri  Sayesinde Vücut Sıcaklıklarını Koruyabilen Kutup Ayıları


Allah kutup ayılarını özellikle soğuk ortamda yaşamak üzere yaratmıştır. Kutup ayılarının muazzam özelliklerinden bazıları şunlardır:


- Yetişkin bir kutup ayısı, ortalama 2.5 metre boyunda ve 800 kg ağırlığındadır. Ayakları buzda yürümeye en elverişli yapıdadır. Parmaklarının arasındaki oyuklar, buz yüzeyini vakum etkisiyle kolayca kavramasını sağlar. Böylece buz üzerinde uzun mesafeleri kaymadan kolaylıkla yürüyebilir.

- Parmaklarının arasındaki ağımsı yapı, suyun içinde kolayca yüzebilmesini sağlar. Böylece saatte 10 kilometre hızla yüzebilir ve 100 kilometre gibi bir mesafeyi dinlenmeden kat edebilir.

 


- Kutup ayısının tüyleri beyaz görünmesine rağmen aslında şeffaftır. Fiberoptik özellikteki bu tüyler ısı kaybını önlerken, güneş ışınlarının sıcağını alttaki siyah renkli kürke kadar iletir. Kürkünün hemen altında ise 10 cm kalınlığında bir yağ tabakası bulunur. Böylece kürkü kutup ayısını soğuk dış ortamdan tamamen yalıtmış olur.

- Kutup ayısının kürkü yüzmeye de elverişlidir. Suyun içindeyken tüyler bir araya gelerek birbirine yapışır ve kutup ayısı su geçirmez yumuşak bir dalış elbisesi giymiş gibi olur. Kutup ayısı kürkünün bu özellikleriyle 37 derece olan vücut sıcaklığını, suyun içinde ya da üstünde olsun, uzun süre koruyabilmektedir. Hatta üşümenin aksine, vücudunun aşırı ısındığı zamanlar bile olur. Bu nedenle, çoğu zaman kutup ayıları hararetlerini gidermek için vücutlarını buza sürterler.

- Kutup ayısının burnu oldukça hassastır. Öyle ki 30 km ötedeki bir fokun kokusunu bile rahatlıkla duyar.

 

Buzdan bir dünyada, hayatından oldukça memnun yaşayan kutup ayılarının sırrı, onların bu koşullara uygun olarak yaratılmış olmalarıdır. Yüce Allah her canlıyı olduğu gibi, kutup ayısını da ihtiyaçları doğrultusunda en mükemmel özelliklerle yaratmıştır.
 

(http://www.canlilarinevrimi.com)     
 


 

Darwinistler, ''Darwinizm ile Allah inancı çelişmez'' aldatmacasını telkin ederler


Darwinistler savundukları dogmanın gerçek yüzünü gizlemeye çalışırlar. İşte bu nedenle, Allah'a iman eden kitleleri diledikleri gibi yönlendirebilmek, Darwinizm'i kendilerince zararsız gösterebilmek ve onların da desteğini kazanabilmek için Darwinizm'in dinle çelişmediği yalanını yaymaya çalışırlar. Oysa evrim ile din hiçbir şartta hiçbir şekilde bağdaşamaz. Darwinistler, materyalizme olan bağlılıkları nedeniyle, Allah inancını hiçbir zaman kabul etmezler. Darwinist olmak, Allah inancını reddetmeyi de beraberinde getirir. Ve Darwinistlerin, insanları Allah inancından uzaklaştırabilmek için yapmayacakları şey yoktur.

İşte bu sebeple, bu aldatmacaya karşı dikkatli olunmalıdır!

Yüce Allah kuşkusuz tüm varlıkları çeşitli vesilelerle yaratmaya kadirdir. Rabbimiz, dilerse canlıları evrimi vesile edip de yaratabilirdi. Fakat böyle yaratmamıştır. Tüm varlıklar, yeryüzü üzerinde yoktan var olmuşlar, yoktan yaratılmışlardır. Kuran'da evrime işaret eden tek bir ayet yoktur. Kuran'a göre tüm evren ve canlılar, Rabbimiz'in "Ol" emri ile yaratılmıştır. Allah, indirdiği tüm İlahi dinler ile insanlara, tüm kainatı yoktan, tek bir emir ile yarattığını ve ona dilediği biçimde şekil verdiğini bildirmiştir. Nitekim yeryüzündeki delillere baktığımızda da yaratılışın, Kuran'da tarif edildiği şekilde olduğunu görürüz. Bulunan her canlı fosili mükemmeldir. Aniden, mükemmel görünümleriyle ortaya çıkmış ve hiçbir değişime uğramamışlardır. Canlılar, milyonlarca yıl boyunca değişmemişlerdir. Dolayısıyla Allah'ın evrimle yarattığına dair bir iddia, büyük bir yalandır, Darwinist aldatmacanın bir parçasıdır.

Allah'ın evrimle yarattığı telkinini vermeye çalışanlar, cinlerin ve meleklerin nasıl yaratıldıklarını da açıklamalıdırlar. Bu kişiler, meleklerin ve cinlerin yaratılışı konusu gündeme gelince suskun kalırlar. İnsanın ve canlıların evrimle meydana geldiğini iddia edenler, nurdan yaratılmış meleklerin, ateşten yaratılmış cinlerin oluşumunu elbette ki evrimle açıklayamazlar. Allah'ın kadrini takdir edemeyen, Allah'ın tüm sebeplerden münezzeh olduğunu fark edemeyen ve Rabbimiz'in her şeyi sadece "Ol" emriyle yarattığını kabul edemeyen insanlar için meleklerin ve cinlerin varlığı, tüm sahte iddiaları ortadan kaldırır. Çünkü cinlerin ve meleklerin varlığı şu açık gerçeği ortaya çıkarır: Melekler ve cinler evrimle yaratılmadıkları gibi, insan da evrimle yaratılmamıştır.

Darwinizm'i körü körüne savunanlar, Kuran'da belirtilen Hz. Musa (a.s.)'ın asasının yılana dönüşmesini ve Hz. İsa (a.s.)'ın çamurdan yaptığı kuşun canlanmasını asla açıklayamazlar. Bir tahta parçası, Allah'ın dilemesiyle anında mükemmel bir yılana dönüşmüştür. Bu delil, Kuran'da evrim teorisine delil olduğu iddiasını kesin olarak ortadan kaldırmaktadır. Hz. İsa (a.s.)'ın çamurdan yaptığı kuş, Allah'ın izni ve dilemesiyle bir anda canlı, mükemmel, tam ve kusursuz kanat yapısı ile uçabilen, üreyebilen, beslenebilen kuşa dönüşmektedir. İşte bu yoktan yaratılış, Darwinistlerin asla açıklamasını yapamayacakları büyük bir mucizedir. Ve yeryüzündeki tüm canlıların yoktan yaratılışına bir delildir.

Tüm bunların ortaya koyduğu açık bir sonuç vardır. Evrimin Allah inancıyla çelişmediğini iddia eden Darwinistler, aslında dindar insanları büyük bir aldatmacaya sürüklemeye çalışmakta, onların samimi inançlarını istismar etmek için uğraşmaktadırlar. Unutulmamalıdır ki, Darwinizm, sahte ve sapkın bir pagan dinidir ve yegane amacı, insanları dinsizliğe sürüklemektir.

(http://www.kurandarwinizmiyalanliyor.com)

 


 

Örümcek; örümcek ağı
 

Fosil Bilgisi

Yaş:
25 milyon yıllık

Dönem: Oligosen

Bulunduğu yer: Dominik Cumhuriyeti



 


Amber içinde ağıyla birlikte fosilleşmiş bir örümcek örneği görülmektedir. 25 milyon yıllık örümcek ve ağı, günümüzde yaşayan örümcekler ve ağlarıyla tıpatıp aynıdır. Bunun gibi fosiller canlıların milyonlarca yıldır hiç değişmeden aynı olduklarını ortaya koymaktadır. Bu gerçekler karşısında Darwinistler, dogmatik biçimde körü körüne evrim masalına sahip çıkmaktan vazgeçmeli, bilimin gösterdiği gerçeği kabullenmelidir. Bilim, evrimsel bir sürecin hiç bir zaman yaşanmadığını ispatlamış, canlıları Allah'ın yarattığını gözler önüne sermiştir.

www.imanhakikatleri.com

 


 


 


2010-06-12 18:45:34

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top